Kendisini aydın olarak sınıflandıran kimselerin bulundukları ortamlarda açılan bahislerde sık sık toplumu yetersizlikle suçladığına şahit olmuşsunuzdur. Aslında bu tip “aydınlar” benim nezdimde etkili konuşan kimselerden başkası değildir. Çünkü hiçbir toplum kendi kendisine hiyerarşisini baştan aşağı sarsmamıştır. Her toplum etkili devrime bir çıkar grubunun öncülük ettiğini görürüz. Etkili konuşan kimseler bu noktayı ne tesadüftür ki tamamen ıskalamışlardır. Bunun nedeni etkili konuşan kimselerin çıkar grubu olmaklığını bir şekilde topluma yaslamasıdır. Toplum yeterli olduğu bir günde onun arkasında olacaktır ve o da kendi değer setini yine nedense devrim olurken yeterli olan toplumu yetersiz bularak dayatacaktır.
Zayıflar Deviremez, Direnir
Zayıflar ikinci bir şansa çoğu zaman sahip değildir. Yakın zamanlarda Maden İş Sendikası üyesi madencilerin yaşadıklarını biliyoruz. Aylarca maaş alamayan bir işçi sendikasız ise ailesini nasıl geçindirir? Zaten para biriktiremeyen bir kesim kaç ay parasız kalabilir? Açık konuşalım, patronları onları açlığa ve ölüme mahkum etti ve yargı sistemimiz bu taksirli adam öldürme girişimini aylarca cezalandıramadı. Ölmek kimse istemez. O nedenle sendikasız zayıfların başka direniş mekanizmaları vardır. Kısa vadede vergi kaçırır, işleri yavaş yapar, yöneticinin isteklerini daha az umursar, dedikodu yoluyla itibar zedeler. Devamında iktidar sahipleri denetimi arttırmak zorunda kalır. Yönetmenin maliyeti artar. İnsanlar görünürde itaat eder ama içten içe rıza göstermez ve toplum zar atmaya başlar. Belirli bir süre üst üste düşeş gelmesi sonucu ortak bir ahlaki bilinç, ortak bir öfke, ortak bir dil yaratılır. Sonrasında bir çıkar grubu bu öfkeyi üstlenir. İnsanlar bir anda örgütlenmiş değildir ancak öyle görünür.
Pek çoklarının dediği gibi toplum başka bir düzen düşünemez değildir. Kurşunu tek atımlıktır. Güvenlik kaygısıyla kolay kontrol edilmeleri de bu yüzdendir.
Etkili Konuşan Kimselerin Konumu
Etkili konuşan kimseler ortaklıklar yaratma penceresi açıldığında anlam kazanır. Memnuniyetsizliğe anlatı katar. Nefreti organize eder. “Senin acının sebebi sınıf, rejim, din, ırk, elit, sistem”. Ve ya da veya. “Bu fedakarlık dolu yolda bizimle ol ve çocukların rahat yaşasın.” İşte bu noktada zayıf kesimin toplum tarafından ezilmişliği bir yakıta dönüşür. Kişi benliğinden kaçıp bu ahlaki olarak üstün kolektif ruha sığınır. Bir amaç uğruna feda olmak… Bundan daha onurlu bir anlatı var mıdır? Bir de insanın ruhuna bencil derler…
Kime Aydın Denir
Aydın etkili konuşan kimselerin aksine belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaz. Sorun hiçbir zaman tek bir şey olmamıştır. Herhangi bir kesim tamamen hiçbir zaman öcü değildir. Sorunu çoğu zaman fanatik bir çıkar grubunun farklı bağlamlarda dengesiz gücü yaratır. Ülkemizde her alanda devlet olduğundan bizde çıkar grubu algısı bozulmuştur ancak biraz olsun geriye gittiğimizde -örneğin 90’lar- ordunun, medyanın, hükümetin, amerikanın fanatikleştikçe ve güç kazandıkça yeni zayıfların üzerinde tahakküm kurduklarını gözlemleyebiliriz.
Bariz
Global ölçekte mevcut etki alanı en geniş ideoloji kapitalizmdir ve kapitalizm bir yahudi dinidir. Tahakkümü için vakit kazanmak adına elitlerinin çocuk yediğini dahi itiraf eden bu ideolojinin elitleri tek olmasa da açık düşmandır çünkü yüz yıldır hegemondurlar.
Yahudilerden nefret edebilirsiniz. Henüz edebiliyorken edin bu neoliberal ülkede.